sd Volkanik Faaliyetler

Volkanik Faaliyetler

Yeryüzündeki Üstün Yaratılış Örneği: Volkanik Faaliyetler

Korkunç bir yer sarsıntısı, gün ışığını tamamen kesen duman ve kül bulutu, canlıları öldüren çok zehirli gazlar, demiri eritecek kadar yüksek bir ısı ve gökyüzünden yere düşen erimiş haldeki kayalar...

Bir yanardağ patladığında tüm bunlara tanık olabilirsiniz. Binlerce yıldır her yanardağ patladığında yaşanan bu olağanüstü olaylar insanlar için büyük bir korku kaynağı olmuştur.

İnsanlar yanardağlardan korkarlar; çünkü, ölüm ile eş anlamlıdır. Volkanlardan çıkan karbondioksit, karbonmonoksit, metan, amonyak, hidrojen sülfür, kükürtdioksit gibi zehirli gazlar, karanlık, havasız ortam, kaynayan ateş kazanlarına benzeyen yanardağ ağızları adeta cehennemin yeryüzündeki canlandırması gibidir. Allah, dünyadaki her şey gibi volkanları da bir ilim ve hikmet üzerine yaratmıştır.

Verimli Tarım Topraklarının Oluşması

Yanardağlardan fışkıran magma yerkürenin derinliklerinden çıktığında çok sıcak kıvamlı bir akışkan halindedir. Yeryüzüne ulaştığında soğuyarak katılaşmaya başlar. Katılaşma sonunda magmanın yapısı başkalaşım geçirerek değişir ve kayaç olarak adlandırılan taşlaşmalar ortaya çıkar. Kayaçlar zamanla rüzgar, yağış, donma ve çözünmenin aşındırma etkisi ile parçalanarak toprak haline dönüşür. Bu topraklar mineral bakımından oldukça zengindir.

Volkanik püskürmelerin yakınlarında oluşan topraklarda selenyum fazla miktarda bulunur. Besin döngüsü içersinde topraktan bitkilere, bitkiler aracılığı ile de insan ve hayvanlara geçen selenyum çok önemli bir elementtir. Selenyum eksikliği olan organizmalarda pek çok olumsuz etki görülür:

"Büyük ve küçükbaş hayvanlarda kas ağarması hastalığı, karaciğer sirozu, sinir sistemi fonksiyonlarının değişimi, gözün görmemesi (körlük) gibi hastalıklar ortaya çıkar, hayvanların kemiklerinde, tüylerinde değişiklikler meydana gelir, kuşlarda yumurtlama azalması olur." (Halilova H. Sözüdoğruok S. Selenyum Elementinin Biyojeokimyası, Tarım Ve Köy Dergisi Sayı:134 Temmuz-Ağustos 2000)

Sonuç olarak denebilir ki volkanik olaylar besin maddesi yönünden zengin topraklar oluşturur. Aktif bir volkan olan Napoli'deki Vezüv yanardağı ve çevresindeki tarıma elverişli alanlar bunun en tipik örneklerindendir.

Değerli Taşlar ve Madenler

Volkanik faaliyetler yeryüzünde birçok madenin ve değerli taşın oluşmasındaki başlıca nedendir. İşte bunlardan birkaçı:

Volkanik oluşum gösteren bölgeler ile bu bölgelerden taşınan tortulların bulunduğu sahalarda rastlanan ve elektrik-elektronik sanayinde yararlanılan bakır,

Volkanik kayaların içinde, çok yüksek basınç ve sıcaklıkta saf karbonun kristalleşmesinden oluşan elmas,

Asitik magmatik kayaçlara ve karbonatitlere bağlı olarak oluşan, demir-çelik,

Kimya, seramik ve cam sanayinin önemli bir maddesi olan fluorit,

Dekoratif taş endüstrisinde yararlanılan granit,

Petrol ve yer altı suyu sondaj işinde, sabun, yağ ve şeker arıtma işlerinde kullanılan bentonit,
İnşaat ve izolasyon işlerinde faydalanılan pomza taşı.

Alternatif Enerji Kaynağı ve Kaplıcalar

Dünyadaki enerji gereksiniminin büyük kısmı kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar ile karşılanmaktadır. Bunun yanında akarsulardan elde edilen hidrolik enerji de yaygın olarak kullanılır. Ancak akarsuların kullanımı ve paylaşımındaki sorunlar ile fosil yakıtların kısa bir süre sonra tükenme tehlikesi insanları yeni enerji kaynakları bulmaya yöneltmiştir. Bu nedenle volkanik faaliyetlerle ilgili olan jeotermal enerji alternatif bir enerji kaynağı olarak oldukça önem kazanmıştır. Üstelik fosil yakıtların aksine, yağışlarda ve yeraltı su kaynaklarının beslenmesinde önemli bir kesinti olmadıkça jeotermal kaynakların tükenmesi söz konusu değildir.

Kaplıcalar, volkanik bölgelerde fay kaynakları boyunca çıkan ve sıcaklığı 2000C üzerinde olan şifalı sulardır. Gerek kaplıca suları gerekse kaplıca çıkışlarındaki sıcak çamurlarda belli esaslara göre yapılan kürler sayesinde, romatizma-siyatik, lumbago, kırık-çıkık, kadın hastalıkları ve cilt rahatsızlıkları, vücut ve beyin yorgunluğu, stres ve sinirsel gerginlik gibi hastalıklar tedavi edilmektedir.

Buraya kadar hikmetini çözebildiğimiz ve ilmini kavrayabildiğimiz sadece birkaç özellik bile Yüce Allah'ın yaratışındaki üstün aklını bizlere sergilemektedir. Ancak üzerinde dikkatle durulması gereken bir başka nokta daha vardır ki bu da Rabbimiz'in her olayı bir denge ve belirli bir ölçü ile yaratmış olmasıdır.

Volkanik Faaliyetlerdeki Hassas Denge

Yeryüzündeki volkanik faaliyetler olmasaydı ne olurdu? Herşeyden önce mineral bakımından zengin olan magma yeryüzüne çıkmadığından, değerli taşlar ve madenler yer altında gizli kalacaktı. Bugün günlük hayatta ve sanayide yararlandığımız madenlerin birçoğu var olmayacaktı.

Aynı biçimde içinde çeşitli mineral maddeler bulunan sıcak sular ve kaplıcalar olmayacak bu suların şifa ve enerji kaynağı özelliklerinden habersiz yaşayacaktık.

Topraklar mineral bakımından zayıf olacak ve temel besin kaynağımız olan bitkilerden yeterince faydalanmamız mümkün olmayacaktı.

Hepsinden önemlisi atmosferdeki gazların oranı şimdikinden farklı olacaktı. Oksijenin oranı artacak ve dünya bizim için yaşanmaz bir yer olabilecekti. Belki de dünyamız volkanik patlamaların olmadığı gezegenlerdeki gibi atmosferden yoksun, hiçbir yüzey şeklinin olmadığı ıssız ölü bir gezegen olarak kalacaktı.

Şimdi de volkanik faaliyetlerin sürekli olduğu bir dünya düşünün. Acaba böyle bir durumda gezegenimiz nasıl olurdu? Cevap kısa ve nettir: "Böyle bir gezegende yaşam asla varolmazdı".

Kızgın lavlar dünyanın her yerini kaplayacak, önüne gelen tüm canlıları yakıp kül edecekti... Yanardağlardan çıkan zehirli gazlar oksijen oranının düşürecek ve atmosfer canlılar için yaşam kaynağı olmaktan çıkacaktı ve ilk aldığımız nefeste zehirlenip ölecektik. Sürekli lav püskürmeleri ve magma akıntıları tüm bitkileri yok edecek yeryüzünün yeşil örtüsünü kaldıracaktı. Patlama esnasında çıkan gazlar ve küller iklimi değiştirecekti.

"14 Haziran 1991 günü Filipinlerde Pinatubo yanardağı püskürmüş, stratosfere milyonlarca ton toz, su buharı ve gaz verilmiş, su buharı ve kükürt birleşerek sülfürik asit durumuna dönüşmüş, bu durum güneş ışınlarının bir bölümünün dünyaya ulaşmasını engelleyerek, kış mevsiminin aşırı soğuk, yaz mevsiminin serin geçmesine neden olmuştu. Benzer bir olayda, 1815 yılında Endonezya'da Tambora Yanardağı'nın patlaması ile yaşanmıştı. Hatta bu olay 1816 yılında Endonezya'dan binlerce km. uzaklıktaki Kuzey Amerika'da New England'da yaz ortasında kar yağmasına neden olmuştur." (Güney E., Jeoloji, Jeomorfoloji Sözlüğü, s.533, 1994)

Yanardağ faaliyetleri yeryüzünde sürekli depremlere neden olacak ve dünya canlılar için güvenli bir yer olmaktan çıkacaktı. Depremler nedeniyle yeryüzü şekilleri ve atmosferin yapısı devamlı değişecek dolayısıyla yaşama uygun ılımlı iklimlerin oluşması imkansız olacaktı.

Allah, dünyadaki herşey gibi volkanları da üstün bir düzen ve hassas bir denge üzerinde, "tam ve uygun şartlar" altında yaratmıştır.

İnsanın görevi de Allah'ın bu üstün yaratışını görmek ve O'nun ayetlerini bilmektir. Böylece, kendisini ve tüm diğer varlıkların Yaratıcısı'nı tanıyacak, O'na yakınlaşacak, varlığının ve hayatının anlamını çözecek ve kurtuluşa ulaşacaktır.

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün artarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) 'Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru'. (Al-i İmran Suresi, 190-191)

Bu makale, Mercek Dergisi 26. sayı (Ağustos 2003) 26. sayfada yayınlanmıştır. //

Bilim Adamları Diyor ki

Prof. Roger Penrose, Matematikçi

"Demek istediğim şudur ki evrenin bir amacı vardır. Orada öyle, bir şekilde şans eseri var olmamıştır".

Albert Einstein (1879-1955)

Derin bir imana sahip olmayan gerçek bir bilim adamı düşünemiyorum. Bu durum şöyle ifade edilebilir: Dinsiz bir bilime inanmak imkansızdır.

Stephen Hawking

“... Big Bang'ten sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi.” 


Blaise Pascal (1623-1662)

Pascal sözlerinde Allah'ın, matematikten elementlerin düzenine kadar herşeyin Yaratıcısı olduğunu söyleyerek, Allah'ın sonsuz gücünü ifade etmiştir.

Johannes Kepler (1571-1630)

Tabiat kitabına göre biz astronomlar, Yüce Allah'ın din adamları olduğumuzdan, bizim Allah'ın şanını konuşmamız gerekir.

Mikrodünyadan Sonsuz Uzaya